17 Ağustos 2018 Cuma

Neredesin ruhumun ikizi?

Yediğim onca kazığa rağmen hiç pes etmedim. Bende de ne yürek varmış, ne sabır varmış diyorum kendime hayretle ama pes etmek mizacıma ters, yapacak bir şey yok. Bakmadığım yer, girmediğim delik kalmadı ama yok! Ruh ikizimi bulacağım diye daha kaç ruh öküzüne denk geleceğim Allah bilir ama pes etmeyeceğim!

Yorucu bir arayış olduğunu da kabul etmek lazım tabi.Ne insanlara tanık oluyorum; hepsi birbirinden zırva, hepsi birbirinden zavallı. Ne hayal kırıkları bırakıyor her gelen ardına bile bakmadan giderken. Herkes mi böyle olmuş acaba diye düşünüyorum artık. Nerede öz güveni sıfır tip var, nerede aslında koca bir hiç olup kendini bir halt sanan insan var meydanlarda ahkam kesiyor. Zaten yapabildikleri iki şey var; biri işkembeden sallamak biri de topukları kıçlarına vurarak kaçmak. Bakıyorlar pabuç pahalı "seni üzmek istemiyorum" diyerek toz olmayı seçiyorlar haklı olarak. Çünkü biliyorlar ki; kafası çalışan, ne istediğini bilen, kendini bilen kadınlar üzülmez ama canını sıkarsanız "üzer"!

Sen efendilik edip yalanlarını vurmuyorsun yüzlerine onlar sanıyor ki "bunu da kandırdım". Ah be canım, ah be güzel kardeşim keşke o kadar kolay olsaydı kandırmak! Bilmez misin sen kadın zekası seni sulu götürür susuz getirir! Bilmez misin sen biz susmayı edep bilenlerdeniz! Sayenizde o kadar çok şey yaşadık, gördük ki kanmıyoruz artık sizin büyük çabalarla söylediğiniz o yalanlarınıza.

Hayır bir de matah bir şey yapıyormuş gibi kendini haklı görmeye çalışanlarınız var ki, onları anlayabilmek hiç mümkün değil. Daha iki gün önce böyle bir vatandaşla (ne adam yazabildim ne de erkek) yaşadığım diyaloğu olduğu gibi aktarıyorum;

Öküz   : Kız kardeşim çok dertli ya. Hep aynı şeyleri yaşıyor, adamlarla tanışıyor ama ikinci cümleleri yatağa gidelim oluyor. Ne biçim adamlar bunlar, yazık kıza, yalnız kalıyor hep.
Ben     : Üzülüyor musun kardeşin için?
Öküz   : Tabi üzülüyorum. Mutlu olsun istiyorum.
Ben     : Sen de kadınlara böyle yaklaşıyorsun üstelik kız babası olmana rağmen. Sen başkasının kızına, kardeşine yapınca normal de senin kardeşine bir başkası yapınca mı üzülüyorsun?
Öküz   : ...
Öküz   : Haklısın...

Haklıyım evet, hepimiz haklıyız ama ne yazık ki haklı olmamız sizin öküz olmanız gerçeğini değiştirmiyor... Elbette tüm suç sizde değil, kadınların da suçu var. Ama her kadın aynı değil be kardeşim. Biri senin istediğini hemen kabul etti, seninle aynı düşünüyor diye her kadına aynı muameleyi yapamazsın. Biz hepinize tanışır tanışmaz öküz diyor muyuz? Hayır! Hepinize bir şans veriyoruz kendiniz olabilesiniz diye. Seçim sizin; ya öküz olacaksınız ya da ikiz...

Sevgili öküz kardeşim; unutmayınız ki bir kadın her şeyden önce artık iyi bir "stalker" dır. Kimdir, necidir, hangi söylediği gerçek, neyi saklıyor, hırlı mı hırsız mı, yoksa gerçekten bal gibi çocuk mu? Sağ olsun sosyal medya sayesinde neredeyse GBT sini çıkartabiliyoruz artık insanların!!! Belki bir hacıyatmaz değiliz ama biz de en az onun kadar başarılıyız darbeler karşısında yıkılmamak konusunda. Evet, yıkılmıyoruz belki ama yine de yaşattığınız artçılar sarsıyor bünyeyi. Kalp taşıyoruz neticede taş değil. Bizi bu duruma getiren, var eden sizlersiniz. O korktuğunuz yalnız ama güçlü kadınları sizler var ettiniz. Sağ olun var olun... Ama biraz kendinize gelin artık zira bu devran böyle dönmez!

Ve unuttuğunuz en büyük gerçek de; bütün işlerimizi kendimiz yapıyor olsak da, sizsiz yaşamayı öğrenmiş olsak da, kimselere eyvallahımız olmasa da hala KADINIZ! Ve hepimiz mutluluğu en az herkes kadar hak ediyoruz...

11 Haziran 2018 Pazartesi

Sebebi tercihim; yalnızlık...

İki ay sonra 43 yaşında olacağım. Dile kolay; tastamam 43!!! İnsanın "zaman ne kadar da çabuk geçiyor, oysa ki daha yapmak istediğim çok şey var" diye paniklediği yaşların ortasındayım bir süredir ve uzun çok uzun zamandır da yalnızım. Tanıdığım çoğu kimse yalnız olmama akıl erdiremiyor ve kesin bir sıkıntı var diye düşünüyor. "Nasıl olur da senin gibi bir kadın bu kadar uzun süre yalnız kalır, hayatında kimse olmaz?"diyorlar. Ha sanmayın ki Gisele Bündchen fiziğinde ve Einstein zekasında mükemmel bir kadınım. Ama yaşına ve ortalamaya göre fena da sayılmam hani :) 

Son dönem bu soru o kadar çok gelmeye başladı ki kendimden şüpheye düşecektim neredeyse. Şaka bir yana düşündüm biraz merak uyandıran yalnızlığımı...Yalnızlığımın elbette çok nedeni var. Ama en önemlisi bu benim bir "tercihim". Ben yalnızlığımdan vazgeçmeye değer bir ilişki olmadığı sürece iyiyim böyle. Geçen zamanla birlikte şekil değiştiren ilişkileri, huy değiştiren insanları gördükçe de kararımın ne kadar doğru olduğunu anlıyorum. O kadar çok şey duyuyor ve tanık oluyorum ki, elbette herkesin kendi tasarrufudur yaşadığı hayat, seçtiği yol. Lakin ben sırf hayatımda biri olsun diye bir adamın yakasına yapışmamayı tercih ediyorum. Gerçekten mutluyum diyerek ilişkisini yaşayan insan sayısı bırakın iki elimi bir elimin parmaklarını geçmiyor ne yazık ki. 

Sırf hayatımda biri olsun diye birinin hayatındaki bilinmezliğin bir parçası olmak yerine, bilinçli bir tek başınalık daha katlanılır geliyor bana. Tanık olduğum birlikteliklere bakıyorum uzaktan, kiminde hır gür bitmiyor kiminde ise paylaşım namına bir şey kalmamış. Zaman zaman işin dozu kaçıyor ve havada uçuşan hakaretlere, fiziksel şiddete kadar varabiliyor. Sonra da hiç bir şey yaşanmamışcasına devam ediyor her şey kaldığı yerden. Ve sizden de aynı kabul edişi bekliyorlar tanık olduklarınız karşısında. Yan yana ama sessiz sedasız, saçma bir rutine binmiş, ruhu sönmüş bir ilişkinin paydaşını "ama olsun ya bildiğim biri en azından" diyerek yalnızlığıma ortak etmek istemiyorum. Ya da paramla kendime sahte bir hayat arkadaşı satın almak istemiyorum... Ve kimse kusura bakmasın ama saygı duymuyorum bu tür ilişkilere. Hayretle ve dehşetle izliyorum sadece. Sırf yalnız kalmamak için bir bireyin kendine bunları yapmasını kabul etmiyor ne aklım ne de yüreğim. 

Neler oldu, neler yaşadık da bu hallere geldik ayrı bir yazı ve tartışma konusu. Zira altında yatan çok sebep var aslında insanın kendini bu kadar değersizleştirmesinin. Ve korkarım ki gittikçe de değersizleşecek her birey korkuları yüzünden... 

Öncelikle yalnızlığın bir mecburiyet değil tercih olduğunu kabul etmek gerekiyor yalnızlıkla barışabilmek için. Herkesin vardır bir isteyeni, bir beğeneni. Herkes özeldir ve farklıdır çünkü. Kimsenin istenmeyen bir birey olduğunu düşünmüyorum. Sadece kendine güvenemeyen insanlar girmezler kendinden daha güçlü insanların hayatlarına. Çünkü bilirler ki tutunamazlar o hayatlarda. Ve güçlüler de almazlar kendilerinden güçsüz insanları hayatlarına kendilerini daha da güçlü kılmamak adına. 

Hiç vazgeçmedim insanlara inanmaktan ve beklemekten. Biliyorum ki bir gün benim gibi modern ama bir o kadar da eskide değerlere tutunmuş bir yol arkadaşı çıkacak karşıma. Ama o zamana kadar en iyi yol arkadaşım yalnızlığım olacak bu zamana kadar olduğu gibi...

Yalnızlıktan korkmayın! Yalnızlık sandığınız kadar kötü ya da zor değil... Hayat elbete paylaştıkça güzel ama zorla paylaşılmayacak kadar da kıymetli ve çabuk geçiyor... 

Baktın olmuyor, açılmıyor lanet olası kavanoz illa birini arama açması için. Yoksa o kavanozu açacak gücün at gitsin!